Brezilyalı Yönetmen Lúcia Murat, Ankara’da: Direniş ve Umut Temalı Bir Sinema Yolculuğu

Brezilyalı Yönetmen Lúcia Murat, Ankara’da: Direniş ve Umut Temalı Bir Sinema Yolculuğu

Yusuf Arslan
8 Haziran 2026

Ankara’da son günlerde yaşanan yoğun duygusal ve entelektüel hareketlenmenin nedeni, 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin kente getirdiği “yaşayan bir efsane”: Brezilyalı yönetmen Lúcia Murat. Ankara Brezilya Konsolosluğu’nun katkılarıyla kente gelen 77 yaşındaki Murat, sinema aracılığıyla direnç ve umudu anlatan bir dizi filmle izleyiciyle buluştu. Festivalin program direktörü Alin Taşçıyan’ın moderatörlüğünü yaptığı Ustalık Sınıfı’ndan film gösterimlerine kadar birçok etkinlikte yer alan Murat, karanlık geçmişine rağmen içindeki umudu koruyor. “Umut, direnişin bir yolu” diyerek, yeni projeleri üzerinde çalıştığını belirtiyor.

Murat’ın “Gizli Ajan” (2025) ve “Hâlâ Buradayım” (2024) gibi son dönem filmleri, Latin Amerika’nın en uzun askeri diktatörlüklerinden biri olan Brezilya’nın (1964-1985) karanlık günlerini sorguluyor. Murat, bu filmlerin öncüsü olarak hatırlanmanın önemine dikkat çekiyor: “Benim filmlerim onların kadar geniş kitlelere ulaşmadı ama yaşananları dünyaya hatırlatmaları çok önemli.” Üstelik, geçmişte yaşadığı işkencelere rağmen bu konuları cesurca ele alıyor.

Festivalde gösterilen üç filminden biri olan “Yaşadığını Görmek Ne Güzel” (Que Bom Te Ver Viva, 1989), kadınlara yönelik işkenceleri ve kayboluşları derinlemesine ele alıyor. Murat, filmin adının bir arkadaşının bir cümlesinden alındığını belirtiyor ve belgesel olarak başlamış olsa da kurmaca unsurlar ekleyerek içindeki isyanı ifade etmeyi amaçladığını vurguluyor. Uluslararası festivallere katıldıkça yaşadığı acının evrenselliğini fark ettiğini dile getiriyor.

Diktatörlük sonrası bir dönem televizyon projelerinde de yer alan Murat, sinemasını toplumsal yüzleşme aracı olarak görüyor. Her bir filmi, önceki yapıtlarının izlerini taşıyor ve toplumsal meseleleri ele alıyor. Oryantalist bakış açılarına da alaycı bir dille yaklaşarak, Brezilya’nın gerçekliğini yansıtmayı başarıyor. “Olhar Estrangeiro” (Yabancı Bakışı) belgeseliyle, Brezilyalı kadınların cinselliği üzerinden oluşturulan yanlış algıyı yerle bir ediyor. Kızgın ve öfkesini ifade ederken bile sakin ve zarif bir anlatımla, gücünü ortaya koyuyor.

Murat, sosyal adaletsizliğe dikkat çekerken gençlerin enerjisini her zaman ön planda tutuyor. “Hora do Recreio” (Oyun Vakti) filmindeki dinamizm, onun sinema anlayışının bir yansıması. Genç sinemacılara verdiği tavsiyeler ise oldukça net: “Kendinize ve fikirlerinize inanın! Vazgeçmeyin! Yol boyunca çok sayıda ‘hayır’ ile karşılaşacaksınız, ama o tek bir ‘evet’i elde etmek için sonuna kadar mücadele edin.” Gençlerin siyasetten uzak durmasına dair eleştirileri, onun toplumsal meselelere olan duyarlılığını gösteriyor.

Lúcia Murat, sinemasıyla sadece bir hikaye anlatmıyor; aynı zamanda umudun, direnişin ve insanlığın en karanlık dönemlerinde bile yaşanabilir bir gelecek yaratma çabasını da gözler önüne seriyor.